Ana içeriğe atla

ABONE OLMAYAN KİRACININ ELEKTRİK KULLANIMI

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 1999/13-849
K. 1999/886
T. 27.10.1999
• ABONE OLMAYAN KİRACININ ELEKTRİK KULLANIMI ( Abone Olmasa Dahi Elektrik Tüketim Bedelinden Fiilen Kullanan Kişinin de Abonenin Yanında Sorumlu Olacağı - Abone Olmadan Elektirik Kullananın Eylemsel Sözleşme İlişkisine Girdiğinin Kabulü )
• KİRACININ ELEKTRİK KULLANIMI ( Abone Olmadan Elektirik Kullananın Eylemsel Sözleşme İlişkisine Girdiğinin Kabulü )
• EYLEMSEL SÖZLEŞME İLİŞKİSİ ( Davalı Yaşamında Önem Taşıyan Bir Edimden Yararlanmakla Fiili Sosyal Tipli Bu Davranışı Nedeniyle Eylemsel Sözleşme İlişkisinin Kurulduğunun Kabulü Gereği - Abone Olmayan Kiracının Elekrik Kullanımı )
Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği/m. 46/b
ÖZET : Elektrik Tarifeler Yönetmeliği'nin 45/b. maddesi hükmüne göre abone olmasa dahi elektrik tüketim bedelinden fiilen kullanan kişinin sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda tüketilen elektrik bedelinden abonenin yanında elektrikten yararlanan kiracıların mükerrer tahsilata meydan verilmemek koşulu ile sorumlu olacaklarının kabulü gerekir./`k8tt+D\tE

DAVA : Taraflar arasındaki "itirazın iptali ve tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 17.11.1998 tarih ve 1998/270 E., 98/627 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 11.02.1999 tarih ve 1999/481 E., 1999/803 K. sayılı ilamı ile; ( ... Davacı, davalının dava dışı H. D. adına abone kaydı bulunan taşınmazda kiracı olduğunu, kullanmış olduğu elektrik bedelini ödemediğini, tahsil için yapılan icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve % 40 icra inkâr tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Davalı, kullanımı altında bulunan işyerini davacı elektrik kurumu ile abone sözleşmesi bulunan H. D.den devraldığını, Elektrik Abone Sözleşmesi'nin tarafı olmadığını, o nedenle husumetin kendisine yöneltilemeyeceğini savunmuş, davanın reddini dilemiştir. Davalının, kiralananda kiracı olarak oturduğu dönemde dava dışı H. D. adına abone kaydı olan elektriği kullandığı konusunda yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davalının bu şekilde kullandığı elektrik bedelinden sorumlu olup olmadığı konusunda toplanmaktadır. Elektrik Tarifeler Yönetmeliği'nin 45/b. maddesi hükmüne göre abone olmasa dahi elektrik tüketim bedelinden fiilen kullanan kişinin sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda tüketilen elektrik bedelinden abonenin yanında elektrikten yararlanan kiracıların mükerrer tahsilata meydan verilmemek koşulu ile sorumlu olacaklarının kabulü gerekir. Bu nedenle mahkemenin elektrik bedelinin münhasıran aboneden tahsiline ilişkin gerekçesi yerinde değildir. Öyleyse bu durumda işin esası incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Davanın husumet nedeniyle reddedilmiş olması usûl ve kanuna aykırıdır... ) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hükme etkili itirazların Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 11.02.1999 tarih ve 1999/481 E., 1999/803 K. sayılı ilamında ayrı ayrı ele alınıp cevaplandırılmış bulunmasına ve özellikle davalının toplumsal tipteki eylemi ile belli bir tarifeye göre topluma açık bulunan bir elektrik kullanma olanağından eylemsel olarak usulsüz yararlandığının kanıtlanmasına diğer bir anlatımla davalının eylemi gelişen günümüz toplumunun vazgeçilmez gereksinmelerini "edim yükümü" olarak konu edinmiş sözleşmelere yönelik bulunmasına, böylece davalının, yaşamında önem taşıyan bir "edimden" yararlanmakla fiili sosyal tipli bu davranışı nedeni ile hakkında "eylemsel sözleşme ilişkisinin" kurulduğunun kabulü gerekmesine kaldı ki, davalının usulsüz elektrik kullanmaya ilişkin davranışının başlamasıyla az yukarıda açıklananların ışığı altında Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği'nin 46/b maddesi hükmünün hukuk alanına doğrudan dahil olmuş sayılacağına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 27.10.1999 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BOŞANMA DAVASI NE ZAMAN KESİNLEŞİR

YORUM SINIRI DOLDUĞUNDAN ÖRNEK KARAR İSTEKLERİNİZİ VE SORULARINIZI FACEBOOK SAYFAMIZI BEĞENEREK VE PAYLAŞARAK MESAJ YOLU İLE İLETİŞİME GEÇEBİLİRSİNİZ...



ekarar


Boşanma sonrasında (ilk derece mah karar verdikten sonra )aslında hukukken boşanmış sayılmazsınız.Boşanma kararınızın kesinleşmesi gerekir.Peki boşanma ne zaman kesinleşir?kararın taraflara tebliginden itibaren 15 gün içinde temyiz edilmezse karar kesinleşir.15 gün sonra sizin bir şey yapmanıza gerek kalmadan mahkeme boşanma kararını nüfus müdürlügüne bildirerek böylece nüfusa işlenmesi sağlanır.Bu işlem takribi 3 hafta sürer.Boşanan kadın boşanma kararından(kesinleşme) itibaren 300 gün içinde yediden evlenemez.Fakat hamile olmadıgını ispatlar yada dogum gerçekleşirse süre kalkar.
konu ile ilgili diger makaleler için tıklayınız.

Makale içerik bilgileri:boşanma sonrası, boşanma sonrası evlilik, boşanma sonrası evlilik(iddet) süresi

ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASI NE KADAR SÜRER?

YORUM SINIRI DOLDUĞUNDAN ÖRNEK KARAR İSTEKLERİNİZİ VE SORULARINIZI FACEBOOK SAYFAMIZI BEĞENEREK VE PAYLAŞARAK MESAJ YOLU İLE İLETİŞİME GEÇEBİLİRSİNİZ...


ekarar



Çekişmeli boşanma davaları genel olarak 3YIL GİBİ SÜRSEDE.dava açıldıgı günden bu boşanma davası 2-4 yılda biter demek hukuken mümkün olmadıgı gibi mantıksızdır.Ayrıca dava temyiz aşamasındaysa yine genel olarak 1-1,5 yıl sürmektedir.
Anlaşmalı boşanma durumundaysa taraflar başanmanın mali şartları, velayet konusunda anlaşmaları ve hakimin uygun bulması durumunda tek celsede sonuçlana bilmektedir.
Boşanma davalarını uzatan temel sebepleri velayet, mal rajiminin tasfiyesi ve boşanma sebeplerinin ispat edilememesidir.Hatta bir çok dava dilekçesinde gösterilen hususlar boşanma sebebi teşkil etmediğinden yada olaylar boşanma sebebi teşkil etse bile ileri sürülebileceği zamanın kaçırılması sonucu redd edilmektedir.

Konu ile ilgili diger makalelere yukarıdaki Aile Hukuku- Boşanma katagorisini takip ederek ulaşabilirsiniz.

makele içerik …

KİŞİLİK HAKKI

KİŞİLİK HAKLARI KORUNMASI VE AÇILABİLECEK DAVALAR
Kişilik hakkı kişinin toplum içindeki sayğınlığını vekişiliğini serbestçe geliştirmesini sağlayan haktır.Kişilik haklarının çerçevesini çizen 2 madde
MK MADDE 24.- Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.

Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.

BK MADDE 49-Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir.

Hakim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken, tarafların sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alır.

Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir tazmin sureti ikame veya ilave edebileceği gibi tecavüzü kınayan bir k…